10balikesir.com

HER ORGANİK ÜRÜN GERÇEKTEN ORGANİK Mİ?

HER ORGANİK ÜRÜN GERÇEKTEN ORGANİK Mİ?
  • Gündem / Sağlık / Yaşam
  • 09 Şubat 2018
  • HER ORGANİK ÜRÜN GERÇEKTEN ORGANİK Mİ? için yorumlar kapalı
  • 974 KEZ OKUNDU

ULAŞ SÜRMELİOĞLU

GÜNÜMÜZDE teknolojinin de katkılarıyla ürün yetiştirmek çok kolay ve sürekli bir hale geldi. Seracılık birkaç seviye birden atladı. Fakat teknoloji ne kadar gelişirse gelişsin, ürünün doğal ortamında yetiştiği şekilde verimli olması pek de mümkün gözükmemekte. Ürünün yetişeceği  ortam ve hava koşullarını sağlayamamakla birlikte, hormonsuz bir biçimde bu ortam şartlarını sağlamak çok zor ve zahmetli.

Pazar ve market raflarında organik bir ürüne rastlamak neredeyse imkansız.  Sosyete pazarlarında organik diye satılan ürünlerin de mevsim koşullarında yetiştirilmediği yine seralarda üretilip fahiş fiyatlara satılması söz konusu. Organik adı altında satılan ürünlerin devlet tarafından denetlenmesi ve bunlara uygun fiyatlandırma çalışmaları yapılması kanaatindeyim. Normal şartlarda +4 °C dolaplarda dayanma süresi 2 ila 4 gün arası olan bir ürünün, 1 ila 2 hafta süresince dayandığı gözlemlenmiştir. Bunun sebebi ürün daha fide halindeyken  yapılan ilaçlamalar ve katkı maddeleridir. İnsan sağlığını aşırı derecede tehdit eden bu kimyasalların kullanımı azaltılmalı hatta mümkünse sıfıra indirgenmeli ve sigaralara koyulan ‘sağlığa zararlı’ şeklindeki ibarelerle satışı yapılmalıdır.

 

ORGANİK SALATALIKLA

HORMONLU ARASINDAKİ FARKI

NASIL ANLARIZ?

Bir salatalık düşünün, dışarıdan canlı mı canlı, yemyeşil renkte fakat kabuğunu soyduğunuzda içi bembeyaz daha olgunlaşmamış bile, kestiğinizde çekirdekleri dahi nizami; sanki el yordamıyla dizilmiş gibi görünüyor. Organik salatalıklardaki su oranı daha yüksek ve çekirdekler düzensiz bir diziliştedir. Domates de aynı şekildedir, içindeki çekirdek fazla ve nizami değildir.

Yaz aylarının vazgeçilmezi olan karpuzda bile eskiden aldığımız tat ve sululuk mevcut değil. Bunun sebebi üretim aşamasındaki özensizlik ve maliyet. Nasıl maliyet? Bir ürünü sadece mevsiminde yetiştirmek uzun vadede size getiriden çok zarar sağlayacaktır; çünkü tohumdan yetişen ürünlerin doğal ortamındaki olgunlaşma süresi hormonlu ürünlere nazaran iki kat daha fazladır. Ve sürümden kazanma gibi bir durum söz konusu değildir. Sadece yılın 3 ayı yetiştirilebilir ve saklama süresi kısa olduğundan dolayı bozuk ürün muamelesi görür.

 

SEMT PAZARLARI YERİNE

MARKETLERİ TERCİH EDİYORUZ

Özlediğimiz lezzetlerden uzakta bir yaşam sürüyoruz. Üretebildiğimiz çoğu ürünü de dışarıdan ihraç ediyoruz. Bu sorunu nasıl çözebiliriz? Çiftçilere verilen hibe ve imkanlar kısıtlı olduğundan vatandaş üretim işiyle uğraşmak istemiyor. Tarım makinelerinin pahalı olduğunu söylüyorlar. Geçtiğimiz senelere oranla pazarlara olan ilgi de azalmakta ve her geçen gün sayısı artan marketlere yönelen insanlar,  toptan ürün pazarlayan şirketlerle anlaşan marketleri tercih etmekteler. Pazara oranla marketlerin daha temiz ve daha güvenilir ürün sattıklarını düşünmekteler.

Daha uzun sürede yetişen ürünlerin fiyatlarının daha yüksek olması gayet normal; aradaki fiyat farkını nelere vermiyoruz ki.

Bir çok büyük otel ya da restoranlar sebze ürünlerinden maliyeti düşük olanları kendileri yetiştirmeye başlamış durumda.  Marul, maydanoz, dereotu, roka gibi yeşillik olarak nitelendirdiğimiz, her iklim şartında rahatlıkla yetişebilen ürünleri herhangi bir kimyasal kullanmadan yetiştiren işletmelerde  bu sebzelerin tatlarını daha iyi alırsınız. Taze baharatlarda da aynı durum geçerlidir. Bu tarz ürünleri hem üreten hem de kullanan işletmelerdeki  yemeklerin lezzetleri fark yaratır. Bu durum işletmeler açısından karlı olsa da, üreticiler açısından potansiyel müşteri kaybıdır.

 

DENİZ ÜRÜNLERİNDE DURUM

Gelelim deniz ürünlerine. Türk milleti olarak üç tarafımız denizle çevrili olmasına rağmen balık dışındaki deniz ürünü kullanımımız çok az olmakla birlikte denizlerimizde bulunsa da pek tüketmediğimiz bir çok balık çeşidi bulunmakta.

Özellikle kıyı şeridindeki şehirler olmak üzere balık yemeyi seven bir milletiz. Özellikle bu ay hamsinin en iyi, en yağlı ve en ucuz olduğu zamanlar. Denizlerin soğumasıyla birlikte suyun derinliklerine inen hamsiler iyice yağlanarak sofralara hazır hale gelmekte; bence fiyatı da bu denli makulken değerlendirin.  Birkaç sene önce yapılan ‘seninki kaç cm’ uygulamasıyla balıkların mevsiminden önce daha küçükken tüketilmesi ve satılmasına karşı önlemler alınmıştı ve uygulamadan sonraki  sene palamutta patlama yaşanmış, kilo fiyatı iki liraya kadar düşmüştü. Bu gibi uygulamaların üretilen her üründe olması gerektiğini düşünmekteyim. Bu şekilde, hormonsuz ürünlerin fiyatları dengelendirilip halka sunulmalı.

BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ