10balikesir.com

“GÖNÜL BELEDİYECİLİĞİNE ‘BABALAR GİBİ SATARIM’ AYARI

“GÖNÜL BELEDİYECİLİĞİNE ‘BABALAR GİBİ SATARIM’ AYARI

Ş. TARIK SÜRMELİOĞLU

 

BÜYÜKŞEHİR Belediye Başkanı Yücel Yılmaz, arsa satışlarıyla ilgili muhalefetin gösterdiği tepkiye çok içerlemiş.

Satışa karşı çıkan muhalefeti siyaseti ve ticareti bilmemekle suçladı en basitinden.

Sonra daha ileriye gitti; Balıkesir’i en çok seven – hiç sevmeyen ayırımı yaptı.

“Almak ve satmak belediyelerin birinci görevidir” dedi.

“Satıyoruz ama yenilerini alıyoruz” sözüyle, Büyükşehir’in kamulaştırma çalışmalarına dikkat çekti.

Satışta kamu yararı olduğuna inanıyorsa satmaktan çekinmeyeceğini söyledi.

Satışlara karşı çıkanları şehrin gündemini değiştirmeye çalışmakla suçladı.

(Şehrin gündemi ne acaba? Değişmesini istemediği gündem, Yücel Yılmaz’ın kendi gündemi olsa gerek…)

“Bırakın da dört buçuk sene şu şehre hizmet edelim ya” dedi.

Muhalefeti ezdi ezdi, en sonunda “birlikte istişare edelim, birlikte yönetelim” şeklinde bir cümle kurdu.

 

***

BELEDİYELERİN ‘birinci’ görevinden başlayalım..

Almak ve satmak birinci görev olmaz, olamaz.

AK Parti’nin ‘gönül belediyeciliği’ diye adlandırdığı bu yerel yönetim anlayışıyla bağdaşmaması gereken bir cümle bu.

Ama aynı AK Parti, “babalar gibi satarım” ekolüyle yola çıkmadı mı?

Zamanın Maliye Bakanı rahmetli Kemal Unakıtan, “babalar gibi satarım” demedi mi?

Sonra, “satılmayan ne kaldı acaba” diye sormaya başladık birbirimize.

Pek bir şey kalmadı yani.

Yücel Yılmaz’ın şehrin herhangi bir yerindeki Belediye arsasını satmaya çalışması, geneldeki ‘satıcı belediyecilik’ işleyişi içinde devede kulak belki.

Muhalefetin satışlara gösterdiği tepkiyi göğüslerken kullandığı dil, “babalar gibi satarım” anlayışıyla yoğrulduğunun delili.

Karşı çıkan muhalefeti azarlaması, “benim işime kimse karışmasın, herkes haddini bilsin” anlamına gelmiyor mu?

Son kertede “istişare edelim, birlikte yönetelim, birlikte karar verelim” çağrısıysa, yaramazlık yapan köpeği sopayla dövüp sonra başını okşamaya benziyor!

 

***

HANİ her seferinde “halkın yönetime katılımı, birlikte yönetmek” falan diye başlıyor ya söze.

Meselâ şu lunapark arsası.. Yapın bakalım bir kamuoyu yoklaması.. Sorun vatandaşa, “satılsın mı, satılmasın mı?”

Bakalım ne çıkacak.

Ama neden satacağınızı, satıştan ne kazanacağınızı, satılan yere ne yapılacağını da anlatın uzun uzun.

Çok sonra öğreniyoruz ki, alıcısı hazır, parası hazır yere beş yıldızlı otel yapılacak meselâ.

 

***

GEÇENLERDE Şehir Hastanesi’nin yanındaki iki değerli arsayı satışa çıkardılar.

Bu iki satıştan kırk beş elli milyon liralık bir kaynak yaratılacak.

Satılacak arsa konut ve ticaret alanı görünüyor. Altı dükkan, üstü konut falan yani. Ya da bir yanı AVM, bir yanı rezidans.

Ses etti mi muhalefet?

Etmedi.

Pek göz önünde olmadığından belki.. Ya da gözden kaçtı…

Lunapark arsası daha şehir içinde, daha göz önünde.

Bir de ‘öneri ve talep’ durumu var.

Yani muhalefetin buranın satılmamasını istemesi bir öneridir. Yedi dönümlük arsanın halkın yararlanabileceği bir park sahası olarak değerlendirilmesi taleptir. Bunları dikkate almak gerekir.

Ya da karşı cepheyi ikna etmek.

Savaşarak değil, anlaşarak yönetmek.

Savaşarak yönetirsen, anlaşılmazsın. “Birlikte yönetelim” deyip, “bırakın da dört buçuk sene işimizi yapalım” formatında devam edersen çatışırsın.

Her çatışma sana eksi yazar.

Muhalefeti suçlayıp işin içinden çıkamazsın.

 

***

SİYASETİ ve ticareti bilmeyen bir muhalefeti varmış Balıkesir’in.

Her şeyin iyisini Yücel Yılmaz bilir, başkası hiçbir şeyden anlamaz öyle mi?

Bu tarz, zaten şişkin olan egonun daha da şiştiğinin göstergesi.

Bir küçümseyiş, bir hor görme, bir aşağılama durumu var sanki.

Yücel Yılmaz, iyi bir tüccar olabilir.. Kendi işinde gücünde çok para kazanıyor olabilir.

Belediyeciliğe ‘tüccar belediyecilik’ mantığıyla bakmasını gerektirmez bu durum.

Elbette bütçesi var, karı var, zararı var, geliri gideri var, dengesi var, açığı var, saçığı var falan ama..

Sosyal tarafıyla öne çıkan belediyecilik lazım bize.

Belediyelere ‘şirket’ faslında bakanlar, bir süre sonra halkı ‘yolunacak müşteri’ gibi görmeye başlıyor.

 

***

“YÜCEL Yılmaz bu şehri düşünmüyor” anlamı çıkarmayın bu yazıdan. Tam tersine, Yücel Yılmaz Balıkesir’de bir iz bırakmanın derdinde. Görevinde geriye kalan dört buçuk yılda Balıkesir’in ufkunu açacak, kentsel gelişimde örnek çalışmalar yapacak bir vizyon ortaya koymanın derdinde.

Bunda sıkıntı yok. Destekliyoruz vizyonunu.

Yeter ki muhalefeti yok saymasın.

İstiyor ki, muhalefet cephesi her zaman O’nunla birlikte hareket etsin.. Eleştirmesin, tartışmasın, fazla arıza çıkarmasın. Her kararını onaylasın.

Öyle bir şey yok.

Muhalefet olmazsa, demokrasi olmaz.

Bir de muhalefet cephesini her daim “yola taş koyan, işleri baltalayan cephe” gibi görmek doğru değil.

Ara sıra empati yapmak lazım.

Yani kendini muhalefetin yerine koysa bazen.

BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ