10balikesir.com

EVRENSEL KENT OLMUŞUZ DA HABERİMİZ YOK!

EVRENSEL KENT OLMUŞUZ DA HABERİMİZ YOK!

Ş. TARIK SÜRMELİOĞLU

 

ALTINDAN kalkamayacağı bir yükü omuzlayanlar için söylenir:

“Uçan kuşun kanadı kırılmaz.”

Yükü kaldırabileceğine kimseler ihtimal vermez. Ama “yaparım” demiş bir kere.

Kırmamak lazım!

 

***

‘EVRENSEL şehir’den söz etti geçende Büyükşehir Belediye Başkanı Yücel Yılmaz.

İlaveten, “gıptayla bakılan şehir” dedi; kırmızı kalemle altını çizdi bu cümlenin.

“Şehrin markalaşması”, “kapıları dünyaya açmak” falan.

Nerede söyledi?

Marmara Belediyeler Birliği’nin ‘Çözüm Üreten Kentler’ forumunda.

Dinleyenler, “Balıkesir uçmuş” diye düşünmüştür.

Tabi bilmeyenler için.

Bilenler, bizim gibi tepki vermiştir: “Uçan kuşun kanadı kırılmaz…”

Çok da yüksekten uçmamak lazım.

Malzeme belli, enerji potansiyeli belli, yapısal vaziyet belli.

Sen istediğin kadar stratejik planlamalar yap, süslü püslü cümleler kur.

Bizim bir Maliye Bakanımız var meselâ.. Süslü cümleler, ekonomik terimler eşliğinde öyle afili cümleler kuruyor ki, piyasadan habersiz olanlar için her şey güllük gülistanlık.

Piyasayı bilenler, satır aralarından “bütün yükü sizlerin omuzlarına yüklüyoruz abiler” ifadesini anında okuyor tabi.

Yücel Yılmaz’ın buna benzer platformlarda kurduğu cümleler de o hesap bir nevi.

 

***

REKLAM yapmak iyidir, malı pazarlamak ve iyi fiyata satmak için reklam şart.

Ama aslolan maldır, kalitedir. Sadece ambalajla olmaz.

Yücel Yılmaz, iyi ambalaj yapıyor belki.. Mal mühim!

Ahanda Balıkesir işte; ne uzar ne kısalır.. Ne büyük ne küçülür.

Öyle iki alışveriş merkeziyle, batçıkla, köprülü kavşakla ‘evrensel’ olunmuyor.

Elindeki potansiyeli henüz fark edememiş bir şehirden söz ediyoruz.

Tabi hep ‘şehir’ diyor ya Yücel Yılmaz.. Biz de O’nun ağzına bakıp öyle diyoruz.

İl diyeceksin, vilayet.. Yirmi ilçesiyle beraber yani.

Şehir dedin mi, merkeze yazılır millet, gerisini anlamaz.

..ve “gıptayla bakılan şehir” olacaksın.

Gıptayla bakılan!

O forumda, bu cümleyi kurmuş yani..

Gıpta ve Balıkesir…

Belki uzuuuuun yıllar sonra gıptayla bakılan bir şehir olabilir; biz görmeyeceğiz!

 

***

ESKİŞEHİR’i kendime örnek alıyorum” dedi ya geçende yine.

Eskişehir malum, Anadolu’nun göbeğinde bir Avrupa kenti şimdi.

Ama Eskişehir’in kasaba görünümünden Avrupa kenti görünümüne geçişindeki ana etken nedir, ona bakmak lazım önce.

Birincisi, ömrünü Eskişehir’e adamış bir Büyükşehir Belediye Başkanı var.

Prof. Dr. Yılmaz Büyükerşen.

Uzun soluklu bir uğraşı. Adamı kanser edecek türden.

Büyükerşen, Anadolu Üniversitesi ile başlayan yolculuğunun sonunda, Büyükşehir’i yönetiyor.

Belki kırk küsur yıllık bir yolculuk bu.

Emek var, alın teri var, vizyon var, adanmışlık var.

Bizimkiler gazeteciliği önemsemez, “kullanılabilirlik” düzeyinde yaklaşırlar meselâ.

Büyükerşen’in gazeteciliği de vardır; yaşadığı kente karşı sorumluluk duygusuyla yapılan gazetecilikten söz ediyoruz.

Ayrıca Eskişehir’de gazeteciliğe saygı da vardır. Seksenli yıllardan biliriz; bugün de yayında olan yerel gazeteleri Eskişehir halkı alır, dikkatle okur, abone olur, bayinin önünde gazete kuyruğuna girerdi.

Neyi anlatmaya çalışıyoruz?

Şehrin gazetelerine dönüp bakmayan şehir halkıyla, yerel gazeteleri ‘kentlileşme’ aracı olarak gören halk arasındaki farktan.

Kentleşme ve kentlileşme yolunda yerel gazeteler mihenk taşıdır.

Bizimkiler, bu formattaki gazeteciliğe çok ilgi göstermez, az çok biliyoruz.

İstişare etmez.

Dikkate almaz.

Hâttâ küçümser…

 

***

BİR kentin gelişmesi, gıptayla bakılacak duruma gelmesi, halkın gerçek anlamda yönetime katılımıyla olur.

Formalite cümleler eşliğinde sık sık duyduğumuz “birlikte yönetiyoruz” palavralarıyla değil yani.

Hiç öyle birlikte yönetmek gibi bir durum yok Balıkesir’de.

Hani konseyler monseyler varsa da, bıdı bıdı, bıdı bıdı…

Zaten o konsey dedikleri inisiyatiflerde görev alacakları kendileri belirler; yüzde doksanı kendi adamlarıdır. Arıza çıkarmayacaklardır.

 

***

NEDEN gıptayla bakılacak kent olamadığımızı uzun uzun anlatmak yersiz. Geçmiş zamanda dünya kadar yazmışlığımız var zaten Balıkesir’in hali pür melâlini.

En mühimini söyleyip kapatalım.

Seksenli yıllarda başladık gazeteciliğe; o zamandan bu zamana ‘kimlik’ der dururuz.

Şehre bir kim oturtamamışız. O mu olsun bu mu olsun derken saçlara ak düşmüş, yaşlanmışız.

Kimliksizliğin dibine vurmuşuz.

 

***

SONUÇ olarak, her platformda ‘dünya kenti’ imajı çiziyor ya bizim Başkan.

Hani bu işi iyi kıvırıyor, ağzı laf yapıyor, uluslararası kent birliklerinde falan ezik ezik bir kenarda oturmuyor. İşin bu tarafı iyi.

Kim dinliyor bunları?

Yaşadıkları kentleri temsilen o platformlarda görev yapanlar dinliyor.

Bizi bilmeyenler yani.

Biz bizi biliyoruz. Hem de fena halde biliyoruz.

 

 

BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ